Site icon Psikolog Seray Sevük

Bir bağ var aramızda

Bir bağ var aramızda 

En bilinenden, en bilinmeyene. 

O bağlar üzerinde tüm yolculuğumuz. 

Hem bildiğimiz hem bilmediğimiz.

Belki kıvrımlı, belki dümdüz, belki de boylu boyunca bir yokuş. 

Yaşamımızın başından beri hep bir yolculuğun içindeyiz.  Yolculuğun başından bu yana hep bir ötekiyle kurduğumuz bağlarla şekillenen bir yolculuk. Anne veya anne figürü ile kurulan ilişki bu bağın temeli… Erken çocukluk döneminde şekillenen bu bağlanma hayatımızın sonraki evrelerinde de bizimle. İkili ilişkilerinizin işleyişi, partner seçiminiz, o veya bu sebeple yolculuğunuz süresince belki bilinçli belki bilinçsiz kurduğunuz tüm ilişkiler bağlanma stilleri üzerinden şekilleniyor. İlk çalışmaları Bowlby ve Ainsworth tarafından 1960-1970’li yıllarda yapılan Bağlanma Kuramı bize bu yolculuk hakkında bir ışık tutuyor. Kurama göre, yapılan çalışmalar sonucunda 3 farklı bağlanma kategorisine oluşuyor. Bunlar; Güvenli bağlanma, kaygılı bağlanma ve kaçıngan bağlanma. 

Güvenli bağlanma; çocuklar anne ve babalarının (ya da bakım verenin) yanlarında olduğunu, duyarlı olduklarını, kabullenici olduklarını görüp hissettiklerinde gelişir. Çocuğun konfor alanının dışına çıkmasına izin verirler ve ihtiyaç halinde orada olduklarını yansıtırlar. Çocuğa güven vererek rahatlatır, duygularını dışa vurabileceğini, yalnız olmadıklarını gösterirler. Bu şekilde çocuklar, nasıl güvenilebileceğini öğrenir, sağlıklı bir benlik algısı geliştirirler. Böylece erişkin dönemde duygularını tanıyan, anlayan, empati gücüne sahip, bağlanma davranışından kaçınmayan, özgüvenli, bireyler olarak genellikle sağlıklı ilişkiler geliştirirler.

Kaygılı bağlanma; çocuklar ebeveynleri yanlarındayken bile huzursuz oldukları görülmüş. Ebeveynlerinden ayrıldıklarında huzursuzluk hissedip, ebeveynleri geri döndüğünde kolayca sakinleşemiyorlar ve ebeveynlerine duydukları kızgınlığın geçmesi zaman aldığı görülmüş. Bu stilde bağlanma gösteren çocuklar genel olarak kaygılı, güvensiz, asabi olma eğilimindedirler. Yetişkinlikte genellikle ‘duygusal açlık’ hissederler. Fazla sıcak kanlı, kendini hemen açan bireyler olabilirler. Özgüven eksikliği yaşayıp, reddedilmek, terk edilmek gibi korkuları olabilmekte. Kafaları sürekli, diğer kişinin onu sevip sevmediği, onu isteyip istemediği gibi sorularla meşguldür. İlişkilerinde emin olmadıklarında, herhangi olumsuz bir hissin peşine düşüp genellikle yapışkan ve/veya sahiplenici olma eğilimindedirler.

Kaçıngan bağlanmada; çoğu zaman ebeveynlerine karşı kaçınma davranışları gösteriyorlar. Aynı odadayken bile onlarla fazla iletişim kurmuyorlar, ayrıldıklarında ağlamıyorlar ve bir araya geldiklerinde de ebeveynle temas kurmaya çalışmıyorlar. Ebeveynlerden biri, çocuğunun gereksinmelerini kabul etmekte ve bunlara karşılık vermekte güçlük çekiyor olabilir. Çocuğu rahatlatmaktansa, onun duygularını küçümsüyor, beklentilerine karşılık vermiyor ve yardımcı olmuyor olabilir. Bu şekilde oluşan kaçıngan bağlanmada, çocuk, duygularını bastırmanın ve kendisine güvenmenin en iyisi olduğunu öğrenir. Bu bireyler yetişkinlikte bağlanmaktan kaçınan, ben-merkezci ve yarattıkları konfor alanlarına düşkündürler. Yüzeysel ilişkiler kurar, ilişkilerin güvenilmez olduğunu düşündükleri için kendilerini duygusal olarak uzak tutarlar. Duygusal durumlarda, içe kapanıp duygu göstermez ve/veya duruma tepkisiz kalırlar. 

 

İnsan ve insan ilişkilerinin karmaşık yapısı, sınırlar içinde gelişen bir yapıda olmadığından bilim insanları günümüzde yetişkinlerde bağlanmayı net kategorilere ayırmaktansa bir düzlem üzerinde incelemenin daha uygun olduğunu düşünüyorlar. Bağlanma stilleri yolculuğumuz hakkında bir fikir oluştururken, sizin öteki/ötekilerle kurduğunuz ilişkilerde yolculuğunuza hangi bağlanma stili eşlik ediyor?  

 

 

Exit mobile version