İkili İlişkilerde Travmatik Bağlanma
Son dönemde ikili ilişkiler üzerine sıkça duyduğumuz bir kavram var; travmatik bağlanma. Bu kavram her gün çevremizde gözlemlediğimiz, üzüldüğümüz ve hatta bazen kınadığımız durumlardan birini yansıtmakta. Yıkıcı, saplantılı, günden güne tüketici bir kavram. Travmatik bağlanma kavramı ‘Stockholm Sendromu’ ile benzerlik gösterir. Stockholm Sendromu’nu kısaca anlatacak olursak; silahlı bir soyguncunıun Stockholm şehrinde bir bankaya girip havaya ateş açarak dört kadını rehin alması ve altı gün boyunca, insanlara korku yaşatması ile başlıyor. Olaydan sonra rehinelerden birinin soyguncuya karşı güçlü duygusal bağlar geliştirdiği hatta âşık olduğu ortaya çıkıyor. Hatta işkencecisine yani soyguncuya aşık olan kadın, sonrasında soyguncu için destek kampanyasına öncülük edenlerden biri oluyor. Yani Stockholm Sendromu işkencecisine âşık olan kurban durumudur diyebiliriz. Stockholm sendromu ve travmatik bağlanma kavramlarının ikisi de yıkıcı ve zedeleyici bir ilişkinin ürünü. Travmatik bağlanma genelde istismar ve şiddet döngüleri içeren ikili ilişkilerin bağlanma sürecini konu alan bir teoridir.
Travmatik bağlanma genellikle istismara veya şiddete maruz kalan kişinin kendini giderek bu olumsuz durumlar karşısında güçsüz, çaresiz ve savunmasız hissettiği, güç dengesizliğini ve sürekli olmayan istismarı içeren ilişkilerde geliştiği görülüyor.
İlişkilerde ve özellikle yeni ilişkilerde şiddete, istismara maruz kalan taraflar bunun bir kerelik bir durum olduğunu düşünebilmekte. Bunun en büyük nedeni istismarcının olay sonrası gösterdiği pişmalık, suçluluk, özür dileme davranışlarıdır. İstismara uğrayan taraf, partnerinin iyi niyetli, pişman, hatasını anladığını düşünüyor ve affediyor. Ancak bu durum tek seferlik olamayabiliyor ve hatta döngü şekline girebiliyor. İlişkinin bu yıkıcı döngü haline girmesiyle maruz kalan kişi; gerçekliği görmektense bilişsel çarpıtmalar başvurabilmekte, yaşanan şiddet ve istismar reddedilebilir, şiddetini küçümsenebilir. Bu çarpıtmalar ile yaşadıkları durum için kendilerini suçlayabiliyor veya istismarcıyı iyi, kendilerini ise kötü olarak görebiliyorlar. Bu durumun bir sonucunda kendilerine olan güvenleri düşmekte ve o ilişki içinde kalma olasılıkları da artmakta. Ayrıca bu döngüsellik ve ilişkideki güç dengesizliği, partnerle olan duygusal bağı güçlendirmekte. Yani bu döngünün içindeyken gerçeklerle yüzleşmek, döngüyü kırmak gittikçe daha zor bir hal alıyor.
Travmatik bağlanmanın belirtileri şu şekildedir;
- Küçük bir iyiliğe karşı bile çok yoğun minnet duyguları hisseder.
- Rasyonalizasyon (akla uygulanştırma, ör. 2 birim şiddeti 1 birim olarak görme.) ve empati,
- İstismarcı bireyin ihtiyaçlarına karşı aşırı duyarlılık,
- İstismarcı şiddet davranışını azaltmasını umarak onu memnun etmek için çabalamak,
- Kendi bakış açısını kaybederek dünyayı istismarcının gözünden değerlendirmeye çalışmak ve ona hak vermek,
- İstismarcıyı kurban olarak görmek ve şefkat, sadakat duyguları beslemek,
- Daha çok şiddete, istismara maruz kalmadığı için minnet duyguları beslemek.
