Biz insanlar duyguları, düşünceleri ile var olan varlıklarız. Yaşam boyun birçok deneyim ile karşılaşıyoruz. Bu deneyimlerden bazıları olumsuz duyguların yoğun olduğu durumlardan oluşuyor. İnsanların üzerindeki kontrolü sağlayan sınırlar ortadan kalktığında ilk serbest kalan şey kötülük oluyor. Yani insan uygun şartlar ile karşılaştığında maalesef en yakınına, en sevdiğine kötülük yapabiliyor. Bir örnek olarak savaşlardan bahsedebiliriz. Savaş demişken yapılan bir çalışmadan bahsedelim; yapılan çalışmada Nazi toplama kamplarından kurtulan kadınların yaşamlarına nasıl devam ettiğine ilişkin. Bu çalışmanın sonucunda kadınların %71 inde psikolojik rahatsızlıklar saptanırken %29’u ise bu durumu herhangi bir rahatsızlık ile karşılaşmadan atlatmış. Nazi kampından kurtulmuş olan bu %29’luk dilimdeki kadınlar diğerlerine göre nasıl bunu sağlamışlar?
Bu noktada psikolojik sağlamlık önemli bir yer ediniyor zihnimizde. Psikolojik sağlamlıktan bahsederken aslında bir noktada uyumdan da bahsedebiliriz. Uyum duygusu karşımıza çıkan sıkıntılı bir durumun, olumsuz bir ortamın anlaşılabilir, yönetilebilir, anlamlandırılabilir olmasıyla içinden çıkılabilir bir duruma, ortama dönüştürüyor. Burada bir örnekten bahsedecek olursak; bambu kamışı çok yerinde olacaktır. Üzerine ne kadar yük binerse o oranda eğilir. O yük ayrıldığı zaman ise bambu, eski haline yani eğilmemiş haline geri döner. Aslında burada uyumdan bahsettiğimiz şeyde bu. Şartlara uyum sağlamak, adapte olmak, esnekliği korumak.
Peki bu psikolojik sağlamlığın alt başlıkları neler olabilir?
- Kurban rolünden çıkmak: Bir olumsuz yaşam deneyimin içinde kurban rolünde olmak aslında ilk sarıldığımız şey olabiliyor. Ancak bir süre sonran bu rolden sıyrılmak oldukça önemlidir. Kurban rolündeyken başımıza gelenler için sürekli bir şeyleri suçlama, ağlama, yakınma gibi eylemlerde bulunuruz. Bu bir süre bizi yatıştırsa da bir süre sonra daha olumsuz bir yöne ve içinden çıkılması güç bir duruma ilerletecektir.
- Kabul etmek: Kurban rolünden çıkarken aslında kabullenmeye başlarız, ilk adımımız kabul etmek olur. Burada kabul etmek yenilmek ya da boyun eğmek demek değildir. Yaşanan durumu anlamak, değerlendirmek ve onu kabul etmektir. Durumun gerçekliğini görmektir.
- Sorumluluk almak: Kabul ettiğimiz durumu değerlendirdiğimizde o durumdan bize kalanı üstlenmemiz gerekir. Bu bizim için önemlidir, çünkü başımıza gelen olumsuz durum/yaşantı her ne ise; sorumluluk almaya başladığımızda yönetebilir duruma gelmiş oluruz.
- Kurduğumuz bağlar: Aile, arkadaş, ikili ilişkiler vs. yaşam boyu kurduğumuz insanlarla olan bağımız bizi güçlü kılar. Bizler sosyal varlıklarız ve bu bizim bir noktada güçlenmemizi sağlayacaktır.
- Yardım ve dayanışma: Kurduğumuz bağlardan yardım ve destek alırız. Modern dünyada yardım almak yardım etmek aslında zorlanılan bir konu haline gelmiş olmakta. Yardım talebinin bir yenilgi, karşı tarafın üstünlüğü olarak görülmektedir. Ancak yardım almadan, yardım etmekte mümkün değildir. Bir dayanışma içinde olmak bizi bir bütüne ait, bir bütünün parçası kılar. Bu bütünlük ve aidiyet duygusu psikolojik sağlamlığın bir parçası, geliştiren bir adımıdır.
- Gerçekçi bir iyimserlik: Olaylara pozitif bakış açısı ile bakabilmek bizi yaşanan/deneyimlenen o olumsuzluğun içine çekilmekten alıkoyar. Burada bahsetmek istenen elbette ‘’Polyannacılık’’değildir. Gerçekliği temel alarak olayların olumlu yanlarına vurgu yapabilmektir. Bir bakıma iyiye olan inancı tazelemektir. Üstesinden gelebilecek olma…
Bunların üzerine eklemek gerekirse; psikolojik sağlamlık bizlerin doğuştan getirdiği bir özellik değil, öğrenilen ve geliştirilebilen bir kavramdır. Zorlu yaşam deneyimlerinden geçerken bir bambu kamışı gibi eğilebilir, bükülebiliriz; ancak bahsettiğimiz bu kavram ile eski halimize dönüşümüz daha kolay olacaktır.

